TRİKOLOJİ
TRİKOLOJİ
Saçlar, Saçlarımız!
Bir bilseniz hakkınızda ne ipuçları verdiğini…
Kısa, uzun, sarı, siyah, kahverengi, kestane rengi, kıvırcık, düz, dalgalı, lüle lüle….
Saçlarınızı seviyor musunuz?
Peki, değiştirme şansınız olsa değiştirir miydiniz?
Peki, saçlarınız olmadan da yaşayabilir miydiniz?
Saçlar hayati önem arz eder mi?
Peki, saçlarınızın özellikleri dominant (baskın) genlerle mi yoksa resesif (çekinik) genlerle mi taşınıyor? Hiç düşündünüz mü?
Kadınlar ve erkekler için saç aynı öneme mi sahip?
Saçları güzel ve istediği gibi olan insanlar daha özgüvenli oluyormuş! Doğru mu?
Bir insanla konuşurken ilk önce saçlarına bakar mısınız?
Peki size saçlarınızın cinsel yaşamınız da dahil karakteriniz hakkında ipuçları verdiğini söylesem.
Saçlarınızın rengi ve şekli çoğu zaman enerjinizin dışa vurulmasında rol oynar.
Dominant, baskın tiplerde saçlar biraz daha asi ve elektrik iletkenliği son derece fazladır.
Resesif genle taşınan saçlar ise dış faktörlerden biraz daha fazla etkilenirler. Diğer bütün resesif genler gibi.
Erkekleri ve kadınları ayrı ayrı ele alalım, öncelikle saç demek makro manada kan ve protein demek!
Proteini besinlerden alıyoruz zaten (ki buda kendi içinde çok parametre saklar örneğin: mukoza geçirgenliğinden tutunda, bağırsak florasında ki mikrobiyataya kadar.)
Kan yeterli beslemezse veya o bölgeye yeterince ulaşmazsa saç dökülmesi ve sonrasında Alopesi areate dediğimiz kellik gerçekleşmektedir.
Bunun tedavisinde bizim için önceliği olan parametre: kan oluyor.
Vücudumuzda kanın en hızlı (ki bu hızlılık beraberinde birçok döngüyü tetikliyor) olduğu iki bölge bulunmakta: kafa ve genital bölge
Bu yüzden erkekler için sabah ereksiyon süresi ve şiddeti, beraberinde kanın maruz kaldığı yer değiştirme hızıyla ilgilidir. Bu da saç dökülmesinde fikir verir.
Yine kadınlarda saç dökülmesinde özellikle erkek tipi saç dökülmeleri, polikistik over sendromu ile ilişkilendirilip çoğu zaman vajinal kurulukla beraber aynı tabloda yer almaktadır.
Bunlarla ilgili çok daha fazla öngörüde bulunabilir, farklı farklı tabloları anlamlandırabiliriz ama bu bilgilerin hiçbiri bilimsel değildir, sadece meslek hayatımın son 10 yılında edindiğim tecrübelerden ibarettir.
Üzülerek söylemeliyim ki, son zamanlarda saç dökülmeleri için eczanemi ziyaret eden gençlerde yaş ortalamasının 20’nin altına düştüğünü gözlemlemekteyim. Bu da beraberinde testosterona bağlı olarak sperm sayısında ve kalitesinde azalma demek.
Bir şeyler değişmezse (en azından kendi adınıza) gelecek, yeni nesiller adına hiç de iç açıcı değil.
Yeşilçam izler misiniz bilmiyorum ama orda ki kadınların ve erkeklerin saçlarına bir bakın,
Ne demek istediğimi anlarsınız!
Ecz. Eyyüp BÜR
